"there are certain things in life where you know it's a mistake but you don't really know it's a mistake because the only way to know that it really is a mistake is to make that mistake and go, "yup, that was a mistake". so really, the bigger mistake would be to not make the mistake because then you'll go about your whole life not knowing whether it was a mistake or not."

9 Ağustos 2014 Cumartesi

benim dengemi bozmayınız

önce bunu dinle: http://www.youtube.com/watch?v=19UMfoF1Xaw
sonra da bunu: http://www.youtube.com/watch?v=1mBKUOAIaz4
al sana denge

Denge kelimesini ilk defa duymuyorum. Bir kez daha duymuştum "dengeni kaybetme" diye. Derinlere indikçe bulduklarınla sarhoş olabiliyormuşsun. Öyle yazıyorlar. Zaten her yoga pozunda vardır ayaklarınla yere köklenirken ellerinle gökyüzüne ulaşıyorsun. Bir aracı bir bağlantı gibisin gökle yer arasında. Ama şu da yok mu kendini bir şeylerin içinde kaybetmedikçe derinlere inemiyorsun ki. İncecik bir ipin üzerinde karşıya geçmek ister gibi. Sıraat köprüsü gibi hayat... 

Şimdi hepimizin bir hayat tarzı var. Bir de olanlar, olması gerektiğini düşündüklerimiz, öğrendiklerimiz ve dolayısıyla öğrettiklerimiz. Öğrettikçe içselleştirdiklerimiz.. Fark ettim ki ne olması gereken diye bir şey var ne de öğrediğim çoğu şeyin bir anlamı. En baştan bir işe başlamak gibi bu. Ne yani her şey boşa mıydı? Değil tabi ki, açıklanamaz, tarif edilemez bir faydası var.

"Beyninizi Formatlayın" ne kadar ticari bir bakış açısı bu. Ama bir şekilde hepimiz para kazanmayı düşünüyoruz. Ticari bakış açısı bu. 

1 Haziran 2014 Pazar

moments from heaven (cennetten gelen anlar)

Cennetten gelen anlar...

Kötüye değil iyiye odaklanmanın güzel bir yolu... Fark ediyorum ki aslında hayatımın içinde cennete layık ne kadar çok an varmış. Bundan daha iyisi olamaz dediğim zamanlar, şu an sonsuza kadar burada kalabilirim dediğim anlar. İşte o anlar cennetten gelen anlar, cennete ait dakikalar. Ama görmek lazım.

Hayatımızın bir parçası aslında tam cennetlik. Ve bunu görünce sadece derin bir nefes al, cennette olduğunu hayal et.. Çünkü öylesin. Her daim değilsin ama zaman zaman öylesin. Belki de çoğu zaman.

Deniz kenarında güzel bir kahvaltı, sevdiklerinle bir yudum şarap, kumsal güneş ve ben, bebek'te bir kahve, "seni seviyorum", "ben de seni" , sakin bir müzik ve akşam yemeği, doğa, temiz hava, bir kolumda sen bir kolumda o (sen ve o en sevdiklerim...) , deniz kenarında bir yürüyüş, eğlenceli bir piknik, hamakta sallanmak...

Bunların hepsi cennetten anlar değil mi? Ve hepimizin yaşadığı anlar.... Cenneti çok uzaklarda aramaya gerek yok, cennette ait olmak için zorlamaya, korkmaya, çabalamaya gerek yok. let it go... 

28 Mayıs 2014 Çarşamba

bugün günlerden aşk

"There are four questions of value in life..
What is sacred?
Of what is the spirit made?
What is worth living for and what is worth dying for?
The answer to each is same. Only love." 

Bugün günlerden aşk. Yaşamın anlamı aşk, ruhumuz aşk, yaşam sebebimiz aşk ve yine ölüm sebebimiz de aşk. Aşk dünyayı kurtaracak olan, aşk güzelliği yaratan, kalbi heyecanlandıran, aşk gözleri yaşartan, kör eden ve kamaştıran...

Ve en önemlisi, hayatı güzelleştiren insanlar. Birkaç kişi, bir avuç insan... Üç kişi yetiyor, dört kişi yetiyor yaşamaya. Milyonlara ne gerek var. İnsan sosyal bir varlık elbette ki ama üç kişiden de bir dünya oluyor dört kişiden de. 

Issız bir adaya düşsen yanına alman gereken üç şey : aşk, aşk ve yine aşk !



12 Mayıs 2014 Pazartesi

after a while i am here

"Ölülere Facebook" başlığıyla tanıttılar bugün hepbizimle.com 'u internette. Böyle deyince bence biraz korkutucu oluyor. Hayır öyle değil aslında, sadece hatırlamak ve hatırlatmak için, saklamak ve korumak için anıları. Zamanla sararan eski resimlerin ömrünü uzatmak, ölümsüzleştirmek için. 

İlk aradığım kişi Atatürk oldu siteye girince, değişik bir sahiplenme hissiyle. Merak ettim ne yazmışlar acaba hakkında diye. Daha bugün açıldı onun sayfası: http://www.hepbizimle.com/ani-sayfasi/103/mustafa-kemal-ataturk  

Hürriyet'te çıkan habere bir göz atmak isteyenler için: http://www.hurriyet.com.tr/ekonomi/26398834.asp 




6 Şubat 2014 Perşembe

come and take a walk on the wild side

http://grooveshark.com/#!/search?q=born+to+die

Büyüdükçe öğrendiklerim arasına gün geçmiyor ki bir yenisi daha eklenmesin. Hayat sen nasıl ilginç bir şeysin. 

Sabaha karşı yola çıkmanın verdiği his... Hani daha güneş doğmadan önce, ezanla uyandığınız zamanlar... Sizin de içinizde o garip duygu olur mu bilmiyorum. Garip derken tarifi kolay değil demek istiyorum. Sanki gizli ama kutsal bir şeyler yapıyormuşum hissi... Hayatın bir adım önüne geçmişim hissi... Her şey ve herkes uyurken uyanık olmak... Sanki biraz Tanrı'yı oynamak... Bu şarkının ben de yarattığı hissiyat tam da bu. Tüm popülerliğine inat...

"Wild Side"* Bilinmeyen, dokunulmamış, korkutucu, uzak, soğuk, sert... Ve o soğuk , vurucu gerçek görmezden geldiğimiz "we were born to die"** Belki de içten içe hala inanmıyoruzdur, algı seviyemizin dışındadır ölüm. Ne de olsa dünya üzerinde yaşayan hiçbir canlı henüz ölümü tatmadı. Her biri tadacak olsa da, her şey hala gelecek zamanda. Ve olmamış olan hala olmama ihtimalini taşır, bence.

Adım atmaya korktuğumuz gerçeklik aynı zamanda "wild side" Benim için dünyanın tüm bilinmeyen noktaları, köyleri, dağları, tepeleri ve tanınmamış insanları... 

Hayal etmesi bile zor... İnsan hayal etmediği bir şeye ulaşabilir mi? Hayır! Düşünmediğin bir şey var olabilir mi? Hayır! Olan şeylerin hepsi önceden düşünülmüş müdür? Evet! Neden? Çünkü bizler insanız ve belli bir algı seviyemiz var. Dayanılması mümkün olmayan acıya karşı beynimiz bile kendini kapıyor. Tahammül sınırlarının dışında olduğundan. Sınırlarımız var. 

Ve hayal etmek demek, o sınırlarda dolaşmak demek. Onları genişletmek demek. Bir balon gibi, her hayalle bir nefes daha büyüyor için... 

Algılarını aç! Hayal kur! Şimdi! Canlan!

*yabani /vahşi taraf
** Ölmek için doğarız

4 Şubat 2014 Salı

long time no see

Uzun zaman oldu yazmayalı.  Yaratıcılığımı mı kaybediyorum acaba? Sahip olduğumuz bir şeyi kaybetmenin mümkün olduğunu pek düşünmesem de... Hayat beni içine çekiyor, bir girdaptır gidiyor. Akışa direnmekle direnmemek arasındayım. 
YOUR PLAN vs REALITY
Gerçek her zaman daha güzel. Soyut değil somut şeyler üzerine konuşmak istiyorum artık. 
Daha sıkıcı hayaller kur lütfen. Daha sıkıcı olabilir misin? Gerçek her zaman daha maceraperest, daha eğlenceli. 
Büyüdükçe insan daha çok şey öğrenmiyor orası kesin. Yük biniyor üzerime hissediyorum. Sadece iş, güç, sorumluluk değil bu. Mesela çok fazla gereksiz eşyam var, giymediğim kıyafetlerim var, eğitimlerden, seminerlerden tuttuğum notlarım var (bir kere açıp bakılmadık). Yüküm artıyor. Toz tutar gibi, kir tutar gibi bir çığ gibi... Hafifle (kendime not) Hayat bir filmi iki kere izlemeyecek kadar değerli. Değeri ölümlü oluşundan geliyor. Tüketilebilir oluşundan... Tüketim çılgınlığı bu ya, hayatlarımızı da tüketiyoruz. Günleri bir bir ve fark etmeden... Çanlar kimin için çalıyor? Ya napıcaktık? Bilmiyorum ! Bilen varsa şimdi konuşsun lütfen. Bilmek üzerine olan bu takıntımsa nereden mi geliyor? Ara ki bulasın...
Yeni bir eğitime başlıyorum yakında. Etkilerini yazıyor olacağım. Tomatis.

17 Eylül 2013 Salı

my dream home

http://abduzeedo.com/beautiful-houses-lemperle-residence-la-jolla

Önemli olan nerede olduğun değil kimle olduğundur.

"Yürekten sevdiğin bir kişi varsa, bir kişi olsun yeter, hayatın kurtulmuş demektir..." 

Sevginin bu kurtarıcılığı, temizleyiciliği nereden geliyor? "As you live deeper in the Heart, the mirror gets clearer and clearer" Buradan geliyor işte sevginin şifası. Bizden. Erich Fromm'un kitabını tekrar okuyorum. Sevme Sanatı... Sevgiyle sorunum olduğundan değil. Ama itiraf edelim kimin yok ki! Başlardayım daha. Sevmek için önce özgür olmak gerekir diyor. Ne güzel değil mi? Yani seni sevebilmem için, sahip olmadan, değiştirmeye çalışmadan, olduğun gibi, ilk olarak sana ihtiyacım olduğu düşüncesinden kurtulmam, tamamen tek başıma var olabilmem gerek. Yalnız kalmak değil bu karıştırmayın, tek başına var olabilme gücü. Ancak ondan sonra seni sevebilirim ve bu tamamen özgür bir sevgi olabilir. "Sevgi özgürlüğün çocuğudur, hiçbir zaman baskının değil. "

"Love is gonna save the world" Bunda hemfikiriz. Ne geliyorsa başımıza sevgisizlikten geliyor. (Kim sevmedi söyle seni sayın Başbakan sen çocukken - http://www.youtube.com/watch?v=bg2bkCTbI48)

Similar Posts: http://www.ozgeozbek.com/2012/06/love-is-gonna-save-world.html